Taahhüdü ihlal cezası, sözleşmede net tanımlanmış teslim/atama takvimi, kalite spec’i veya fiyat endekslemesi ihlal edildiğinde uygulanır; ancak pratikte çoğu uyuşmazlık “kimin hatası” tartışmasına dönüşür. Ceza koşulu olarak benim sahada işleyen yaklaşımım şudur: ihlal tetikleyicisi force majeure (gümrük baskısı, liman grevi, ham madde tıkanması) kapsamına giriyorsa ceza düşer, girişimci bunu ispatlayacak yazılı kanıt (carrier delay certificate, gümrük beyannamesi, tedarikçinin force majeure bildirimi) sunmak zorundadır. Girmiyorsa, gecikme süresiyle oranlı kademeli ceza (%0,5/gün, tavan %10) uygularım ve bunun karşılığında tedarikçiye race-to-milestone planı isterim. Yani ceza keyfi değil, ölçülebilir metrik (OTD – On Time Delivery, defect rate, price variance) üzerinden kurulmalı; yoksa dava edildiğinde mahkeme “cezanın müsadere niteliği taşıdığını” gerekçe gösterip indirim yapabiliyor. Önleme kısmında asıl mesele tedarikçinin kapasite rezervini sözleşmeyle bağlamaktır: slot rezerve ettirme, akreditif yerine teslim taahhüdüyle ödeme (open account + bank guarantee) veya milestone ödemelerle nakit akışını tedarikçinin?
Medyadaki manşetler genelde bu olayı çok daha yüzeysel ve tek taraflı veriyor.
Okutarak mobil cihazınızda açın