Taahhüdü ihlal cezası, sözleşmede açıkça taahhüt edilen teslim tarihi, kalite standardı veya miktarın karşı tarafça ispatlanabilir şekilde ihlal edilmesiyle doğar; yani idari bir keyfilikten çok, somut bir sözleşme ihlali ve bunun maddi zararla bağlantısı esastır. Pratikte cezanın geçerli olabilmesi için üç unsur bir arada aranır: sözlü veya yazılı taahhüdin açık oluşu, ihlalin karşı tarafın kontrolü dışında bir kusurla gerçekleşmesi ve zararın gerçek bir biçimde ortaya çıkması. Tedarik zincirinde sıkça karşılaştığım bir hata, “gecikme başına günlük %0,5” gibi ceza kaleminin, sevkiyatın eksik parsiyel yapılması veya kabul belgesinin (POD) imzalanmaması gibi belgesel kusurlarla karıştırılmasıdır. Oysa mahkemeler ve arabuluculuk süreçleri ceza uygulayarken en çok “ihlal ile zarar arasında nedensellik” ve “cezanın aşırılığının giderilmesi” talebine bakar; bu yüzden her ceza klayozunun yanına o ihlal nedeniyle oluşan ispatlanabilir ek maliyeti (depo, reaktive nakliye, hatanın düzeltilme gideri) eklemek zorundasın. Önleme tarafında ise tek gerçekçi yöntem taahhüdün ölçülebilir ve doğrulanabilir olmasıdır: SLA’ya KPI bazında teslim doğrulama (proof of delivery, sıcaklık kaydı, kabul protokoller) bağla, gecikme tansiyonunu kademeli değil sabit tut, ve mücbir sebep (force majeure)?
Okutarak mobil cihazınızda açın