Konuyu iki ayrı coğrafyaya bölmek gerekiyor çünkü operasyonel mantıkları tamamen farklı. Cook Boğazı, Yeni Zelanda’nın Kuzey ve Güney Adaları’nı ayıran, yıllık milyonlarca ton kargo taşıyan bir RoRo (roll-on/roll-off) geçidi. Buradaki asıl risk hava koşulları; 25 knot’u geçen rüzgar ve 3 metre dalga yüksekliğinde Interisne feribotları seferi iptal ediyor. Bu Auckland-Christchurch hattında tedarik folding’ına yol açıyor. Kapasite planlamasında kamyon-trailer taşımak konteyner yerine Last Mile maliyetini %15-20 düşürüyor.
Pasifik Ada Devletleri ise tamamen ayrı bir lojistik model. Fiji, Samoa, Tonga gibi ülkelerde deniz kargosu haftalık seferlerle çalışıyor ve frekans düşük olduğu için demirbaş stoklama zorunluluğu doğuyor. Buradaki asıl maliyet kalemi transshipment; çoğu ürün Papua Yeni Gana veya Avustralya üzerinden aktarma yapıyor. Air cargo oranı %30’ları geçiyor çünkü tropik meyve, sebze ve deniz ürünü gibi hızlı bozulan mallar uçakla gitmek zorunda.
Bu iki hattı tek bir tedarik stratejisinde birleştirmek mümkün değil. Cook Boğazı için hava öngörülü rota yönetimi, Pasifik için ise transshipment noktasında hub-merkez modeli öncelikli olmalı.
💻 Medya İnceleme Masası: Resmi Gazete RSS Takip İstasyonu | Sayıştay Denetim Raporları Arşivi
📍 Trabzon (Ortahisar)
"Anketler kamuoyunun fotoğrafıdır, yönlendirici anketler ise illüzyondur."